Güven Olmadan Asla!

Ebru Erten Koç Ebru Erten Koç

Hepimiz işlerimizin başına döndüğümüze göre, “nasıl yükselir bu performans?” sorusu daha da büyüyüp serpilmiş olarak karşımızda duruyor işte. Yüksek performans için yetkin olmanın ve içsel motivasyona sahip olmanın önemine daha önceki yazılarımızda defalarca değindik; ancak bugünlerde, yetkin olmamız gereken konuların değişmiş olması yetmezmiş gibi, içsel motivasyonumuz da darbe almış durumda.

Zorlu iş hedeflerimiz vardı. Şimdilerde daha da zorlu hale geldiler… Yüksek Performans ortaya koymadan başarmanın bir yolu yok gibi artık. Çoğumuz “eskiden her şey daha kolaydı” diyor…

Dolayısıyla “nasıl yükselir bu performans?” sorusuna yanıt bulmak bir nebze daha zorlaşmış gibi görünüyor.

Ama iyi bir haberimiz var: Bir şeyler değişmiş olsa da insan doğasıyla ilgili hiçbir şey değişmedi aslında. Yüksek performans için temel ihtiyaçlarımız olduğu gibi duruyor yerinde.

Performansın arttırılması ve her birimizin potansiyelini tam manasıyla açığa çıkarması için yine iç engellerimizle başa çıkmamız gerekiyor. Bu hep böyleydi; şimdi de böyle. Bizleri, yapabilecekken yapamaz hale getiren en büyük sorunlar her zaman dışarıda olduğundan çok daha fazla içeride. Yani, olaylara nasıl baktığımız ve ne tür reaksiyonlar verdiğimiz bizleri yapabileceklerimizi yapabilir veya yapamaz hale getiriyor.

Konu iç engellerimiz olduğunda, kişiden kişiye çeşitlilik gösteren bir yığın şeyden bahsedebiliriz. Ancak en temel ihtiyaçlarımızdan biri olan “güven” duygusu hala başı çekiyor.

Yaptığımız işe, bağlı bulunduğumuz kuruma, ekibe ve yöneticiye güven duyduğumuzda her zaman yüksek performans ortaya koymaya ve başarmaya daha hazır haldeyiz.

Güven öyle bir şey ki; kendimizi şeffaflıkla ortaya koymamızı sağlıyor. Fikirlerimizi herkesinkinden farklı olsa bile dile getirmemizi; gerektiğinde daha iyi iş çıktıları için tartışmamızı, alınan kararlara bize ait kararlar olmasa da adanmayı, çizilen yolda emin adımlarla ilerlememizi sağlıyor. Ortaya çıkan veya çıkacak iş çıktıları ile ilgili kendimizi sorumlu hissetmemizi ve böylelikle bize düşen işlerle daha gönüllü bir şekilde ilgilenmemizi sağlıyor. Bu sorumluluk duygusu ve gönüllülük de ortaya çıkan tüm iş çıktılarını daha fazla önemsememizi ve daha fazla başarı için harekete geçmemizi sağlıyor.

Bu yüzden, geçtiğimiz zorlu aylarda ekiplerimizle bu güven ortamını tesis edebildiysek veya daha da pekiştirebildiysek doğru yoldayız demektir. Yüksek performans ortaya koymak ve başarma azmi ile her türlü zorluğu lehimize çevirecek temel harca sahibiz demektir. Ancak, durumun bunun tam tersi olduğu ortamlarda aynı şeyin geçerli olduğunu söyleyemeyiz.

O halde, durum ne olursa olsun tam da bu noktadan başlamakta büyük fayda var. Her şeyi kısa bir süre için de olsa bir kenara koyup, telaşa kapılmadan birbirimizle güven tazeleme zamanı:

Açık iletişim kurmak hem bireysel hem de kurumsal ilişkilerimizde temel yapı taşıdır. Aynı şekilde, kendini açıkça ifade eden kişileri de ilgiyle ve saygıyla dinlemek gerekiyor. Ne de olsa kendimiz için de aynısının yapılmasını bekliyoruz.

Sözünde durmak, güven tesis etmenin en temel yapı taşlarından birisi. O nedenle hassasiyetlerin daha arttığı bir ortamda yerine getiremeyeceğimiz sözler vermek yerine yapıp yapamayacaklarımız konusunda gerçekçi bir tutum sergilemeliyiz. Yapılan araştırmalar, insanların vaatlerden daha çok gerçeklerle ilgilendiğini gösteriyor.

Yardımcı olmak sihirlidir. Çalışma arkadaşlarımızın yaşadığı birtakım zorluklarla ilgili yapabileceğimiz bir şeyler varsa, onlara yardımcı olmak sarf ettiğimiz efordan çok daha değerli sonuçlar üretiyor.

Duyguları da ifade etmek gerekir ayrıca. Özellikle iş yaşantısında duygularımızı ifade etmeye ne yazık ki çok alışkın değiliz. Ancak her birimiz düşüncelerimizden çok daha fazla duygularımızla harekete geçiyoruz. Samimiyetle duygu paylaşılan ortamlarda bu tutumun neredeyse bulaşıcı olduğunu bile söyleyebiliriz.

Değerleri feda etmemek, güven oluşturmak için bir diğer önemli yapı taşı. Her şeye “evet” diyen, güç dengelerindeki değişime göre tutum ve davranışlarını değiştiren, samimiyetle hareket etmeyen kişiler güvenilir olmaktan oldukça uzak kişiler olarak öne çıkıyor.

Hatalarını kabul etmek, güvenilir insanların en önemli özelliklerinden biri. O nedenle, hatalı olduğumuzu fark ettiğimiz şeyler konusunda, bu hataları açıkça konuşabilmek ne kadar güvenilir kişiler olduğumuz konusunda başkalarının karar vermesini kolaylaştırıyor.

Ve elbette tüm bunların yanında, güven ortamı oluşturmaya zaman tanımak gerekiyor. Gerçek anlamda güven, zaman içinde sergilenen davranış kalıpları ve tutarlılıklar sonucunda oluşuyor çünkü.

Paylaşın

Mail ile Paylaşın
+90 212 202 9434 [email protected]
Vişnezade Mah. Süleyman Seba Cad. No:79/4 Maçka, İstanbul
Designneuro