Bundan Sonra Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacaksa Ne Olacak?

Ebru Erten Koç Ebru Erten Koç

Bizi, “alışmış olduğumuz yaşama şeklimizi” değiştirmeye zorlayan olağanüstü koşullar içindeyiz. Bir an önce bu zor günler bitsin, her şey eskisi gibi olsun arzusu taşıyoruz doğal olarak. “Bir süre geçecek ve bizler işlerimize kaldığımız yerden devam edeceğiz” gibi bir inançla bekliyoruz. Ancak görünen o ki; koşullar eskisi gibi olmayacak… Ve bizlerin de eskisi gibi olmayı ummamızın bir faydası olmayacak.

Şu anda zihinsel olarak yaşadığımız şeyin ne olduğunu bir gözden geçirelim dilerseniz.

Başımıza gelen tüm felaketleri kabullenme sürecimiz 1969 yılında Elizabeth Kübler Ross tarafından yazılan bir kitapla ortaya koyulmuş olan ve halen geçerliliğini koruyan bir model ile son derece etkili bir şekilde tanımlanmış. Kübler-Ross’a göre, başımıza gelen felaketlerde (kitapta konu edilen felaket “bir yakınımızı kaybetmek”) 5 adımdan oluşan bir süreç yaşıyoruz: İnkâr, Öfke, Pazarlık, Depresyon ve Kabullenme.

Bu modeli de referans alarak ortaya çıkan davranışlar incelendiğinde, başa çıkmakta zorlandığımız felaketlere sırasıyla aşağıdaki tepkileri veriyoruz:

Şu anda tüm insanların bu sürecin bir yerlerinde olduğunu kolaylıkla görebiliriz aslında. Kimimiz durumu hala inkâr ederken, kimimiz yeni yollar bulma çabasına girdi bile. İş dünyasında yeni çalışma biçimleri konusuna hiç olmadığı kadar kafa yorulduğunu, elverişli olan mesleklerde uzaktan iş yapmanın kalıcı yollarının arandığını, endüstri 4.0 ile alakalı yapılan tüm projeksiyonların koşullar gereği öne çekilerek hızlandırılmaya çalışıldığını görüyoruz mesela. Bu eğilimlerin tamamı, kabullenme ve kabullenilen yeni duruma adapte olma güdümüzle ilgili olağan üstü çözümler üretilmesine vesile olacak. Hepimiz göreceğiz bunu, tarihin bu bölümüne tanıklık eden kişiler olarak.

Ve bundan sonra hiçbir şeyin gerek ekonomik gerekse sosyal açıdan eskisi gibi olamayacağı gerçeği duruyor önümüzde. Ne yapacağız o halde?

Yukarıda bahsettiğimiz evrelerin ilk ikisinde, yani “şaşkınlık-inkâr-kaygı” ve “öfke-karmaşa” evrelerinde “bilgilendirilmek ve desteklenmek” çok büyük bir önem taşıyor. Bu nedenle iş dünyasında işverenlere ve yöneticilere büyük görev düşüyor. Bu noktada, doğru şekilde sorumluluk alarak küçük veya büyük ekiplere sahip her işveren ve/veya yöneticiden etkili liderlik sorumluluğunu layıkıyla yerine getirmesini bekliyoruz. Şimdi, tüm kurumların, tüm çalışanlarına açık ve net bir şekilde yön vererek ve onları maddi-manevi anlamda destekleyerek hayatta kalmaya odaklanması gerekiyor.

Yapılması gerekenler çok açık:

Üzerlerindeki baskının azalması ile daha kolay bir şekilde “kabullenme ve yeniye alışma” evresine geçecek çalışanların ise yeni koşullarda iş sonuçları elde etme ve başarma konusunda “cesaretlendirilmesi” ve ortak sorumluluk almaya daha fazla “dahil edilmesi” gerekiyor. Böylelikle, kurumların an itibarı ile en çok ihtiyaç duyduğu karşılıklı dayanışma kültürünün de bir an önce inşa edilmesi gerekiyor. Peki nasıl?

Ve bugünlerin öyle ya da böyle biteceğine ve aslında tam da bugün yaptıklarımıza bağlı olarak çok daha etkili ekiplere dönüşebileceğimize inancımızı kaybetmemek gerekiyor.

Paylaşın

Mail ile Paylaşın
+90 212 202 9434 [email protected]
Vişnezade Mah. Süleyman Seba Cad. No:79/4 Maçka, İstanbul
Designneuro